Aynalar ve yansıma nedir?

Bir aynaya baktığınız zaman, kendi görüntünüzü görürsünüz. Aynada bir görüntü meydana gelir, çünkü ışık düz bir doğru boyunca yayılır. Işık, yüzünüzden aynaya oradan da tekrar kendi gözlerinize yansır. Düzlem ayna, düz ve pürüzsüzdür. Ayna genelde arkası gümüş bir sırla kaplanmış olan bir cam panodan yapılır. Aynanın düz yüzeyi bir ışık demetinin geri yansımasına yol açar. Aynaya gelen ışının, gelme açısı yansıma açısına eşittir.

Beton bir zemin, çimli bir bahçe veya bir tuğla örülü duvarda hiçbir zaman bir görüntü meydana gelmez. Işık böyle yüzeylerden birçok yönlerde yansıma yapar. Yansıyan ışık hiçbir şekle sahip değildir ve bir görüntü meydana getiremez. Bir aynadaki yansımanıza baktığınızda, görüntünüzün aynanın arkasından geldiği hissine kapılabilirsiniz. Görüntü, sizin aynaya olan uzaklığınız kadar geriden geliyor gibi görünür. Bir düzlem aynada meydana gelen görüntüye zahiri görüntü adı verilir. Görmenize rağmen, zahiri bir görüntü gerçekte mevcut değildir. Sadece varmış gibi gözükür (Şekil 1).

Parabolik bir ayna eğri bir aynadır. Parabolik aynalar, fenerlerde veya otomobil farlarında yansıtıcı olarak kullanılırlar. Bu tür aynalar özel amaçla yapılmışlardır. Parabolik bir aynanın yüzeyi aynen bir parabol yüzeyi gibidir. Aynanın merkezinden itibaren çizilen eksene asal eksen adı verilir. Parabolik aynanın asal eksenine paralel gelen ışınlar, aynanın önünde ortak bir noktaya doğru yansırlar. Bu noktaya asal odak noktası denir. Aynanın merkezinden asal odak noktasına olan uzaklığa ise odak uzaklığı adı verilir (Şekil 2).

Çukur bir aynada teşkil olunan bir gerçek görüntü, aynanın önünde meydana gelir. Gerçek bir görüntü düz bir yüzey veya ekran üzerinde gösterilebilir. Zahiri bir görüntü ise herhangi bir ekran veya yüzeye alınamaz. Çukur bir ayna hem zahiri hem de gerçek bir görüntü meydana getirebilir. Şekil 2’de görülen cisim, ayna ile odak arasına konulursa görüntü zahiri olur.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Prizma nedir?

Bir prizma, şeffaf bir malzemeden yapılmış ve iki düz yüzeyi birbirine bir açı yapan bir gereçtir. Ön görünüşü üçgen olan prizmaya giren bir ışık ışını değişmeye uğrar. Işık bir girişte bir de çıkışta kırınıma uğrar. Her iki kırınım da aynı yönde olur (Şekil 1).

Şekil 1: Bir prizmaya giren ışığın kırınımları

Beyaz ışık, bir renkler karışımıdır. Beyaz ışık bir prizmadan geçirilince, renklerine ayrılır. Prizmaya giren beyaz ışın demeti, bir renkler bandına ayrışır. Bu renkler sırasıyla mor, mavi, yeşil, sarı, portakal ve kırmızıdır. Bir prizmada teşekkül eden renkler bandına, görünür ışık tayfı adı verilir.

Bir cam prizmada ışık tayfı nasıl meydana gelmektedir?
Beyaz ışık, bir gökkuşağının farklı renklerine sahiptir. Her bir ışığın rengi cam içinde diğerlerinden çok az farklı olan bir kırınım indisine sahiptir. Işık, prizmanın bir eğik yüzünden girdiği zaman kırınmaya uğrar. Işık aynı yönde iki kez kırınmaya uğrar. Bu olay bir girişte, bir de çıkışta olur. Her renk farklı olarak kırınıma uğrar. Örneğin, kırmızı ışık en az kırınıma, mor ışık en fazla kırınıma uğrar. Kırınımın bir sonucu olarak, tüm renkler ayrılırlar. Gök cisimleri ve yıldızlardaki elementler ortaya koydukları tayf ile belirlenebilirler.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Renk nedir?

Işığın her rengi farklı bir dalga boyu ve frekansa sahiptir. Bir ışığın frekansı onun rengini belirler. Frekans, bir ışık dalgasının fiziksel bir özelliğidir. Renk, gözlerinize ışık olarak girdiği zaman bu gözleriniz ve beyninizin algıladığı bir histir. Görünür tayfın her rengi, kendine mahsus bir dalga boyuna sahiptir. Işık dalgaları, radyo ve televizyon dalgaları ile kıyaslandığında çok kısa dalga boylarına sahiptir. Mor ışığın dalga boyu 0,00004 cm’dir. Tayfın öbür ucunda daha uzun dalga boylu kırmızı ışık vardır. Bir kırmızı ışığın dalga boyu 0,00007 cm’dir. Kısa dalga boylu ışık dalgaları yüksek frekanslıdır (Tablo 1).

Tablo 1: Renk ve dalga boyları


Polarize ışık nedir?

Polarize ışık özel bir filtreden (süzgeçten) ışık geçirmek suretiyle elde edilebilir. Polarize ışık öyle bir ışıktır ki dalgalar belli bir düzgün desende titreşirler. Polarize ışığı bloke eden güneş gözlükleri özel filtreler ihtiva ederler. Parlak güneşli bir günde gözlükler parıldamayı önlerler. Parlak yüzeylerden yansıyan parıldama genelde polarize olmuş bir ışıktır. Işığın enine dalgalardan oluştuğunu düşünelim. Polarize ışık filtresi, aynı düzlemde titreşen dalgaların geçişlerine izin verir (Şekil 1).

Şekil 1: Polarize edici filtre sadece kendine paralel gelen ışını geçirir.

Filtre sonsuz sayıda paralel yarıklardan oluşmuştur. Yarıklarla aynı düzlemde titreşen ışık dalgaları oradan geçebilir. Yarıklarla aynı düzlemde titreşmeyen ışık ya yansıtılır ya da tutulur. Filtreden geçen ışık, yalnızca bir düzlemde titreşim yapar. Bu ışığa polarize olmuş ışık adı verilir. Polarize filtreler fotoğrafçılıkta ve çeşitli mühendislik dallarında kullanılırlar. Kameraya giren ışık şiddetini kontrol ederler. Ayrıca, bir cisme etki eden gerilme kuvvetlerini tespit işinde kullanılabilir. Örneğin, bir uçağın herhangi bir kısmındaki gerilmeyi bulmakta kullanılabilir.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Girişim nedir?

1801 yılında İngiliz fizikçisi Young, ışıkla bir deney gerçekleştirmiştir. Yaptığı deneyde Young, ışığı dar bir yarıktan geçirmiştir. Yarıktan geçen ışık yayılmış olup, daha sonra önde bulunan yan yana iki yarıktan geçmiştir. Bu iki yarık, ilk yarıktan aynı uzaklıkta bulunmaktadır. Işık yine yarıklardan geçerek yayılmaya uğramıştır. Young, yaptığı deney sonunda geçen ışığın, bir seri aydınlık ve karanlık bantlardan (saçaklar) oluştuğunu gözlemlemiştir (Şekil 1).

Şekil 1: Young girişim olayı ve ışık şiddeti (parlak ve karanlık bölgeler)

Şekil 1: Young girişim olayı ve ışık şiddeti (parlak ve karanlık bölgeler)

Aydınlık ve karanlık saçaklar girişim (enterferans) olayının bir sonucudur. Aydınlık saçaklarda, dalgalar aynı fazdadır. Bunlar ışığı üst üste bindirerek daha parlak hale getirirler. Ekranda ışığı doğrudan görmeyen merkezi aydınlık saçak çok ilginçtir. Karanlık saçaklarda ise, dalgalar aynı fazda değildir. Bu bakımdan, dalgalar birbirlerinin etkilerini yok ederler veya yıkarlar. Böylece oralarda karanlık oluşur.

Bir prizmada olduğu gibi, bir kırınım ağı vasıtasıyla bir renk tayfı elde etmek mümkündür. Ancak, kırınım ağı ışığın kırınımı olayı ile bir renk tayfı ortaya koyamaz. Bunun yerine renkler girişim ile ayrılırlar. Kırınım ağı bir cam veya plastik parçası olup birçok paralel yarıklardan oluşmuştur. Örneğin, 2,5 cm’lik bir parçada 25000 kadar yarık bulunabilir. Bu yarıklar, cam üzerinde elmas bir iğne ile çalışan bir makine ile yapılabilirler. Beyaz ışık, kırınım ağının yarıklar arasından geçerken girişim olayı meydana gelir. Bu girişim olayı, ışığın farklı dalga boylarının kuvvetlenmesine ya da yok edilmesine yol açabilir. Ortaya çıkan sonuç ise bir renk tayfıdır.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Kaldıraç nedir? Kaç çeşit kaldıraç vardır?

Kaldıraç sabit bir nokta etrafında serbestçe dönebilen bir çubuktur. Kaldıracın dönme noktasına destek adı verilir. Bir kaldıraç yapılan işi kolaylaştırılabilir. Bir etki kuvveti kaldıraca uygulanınca karşı tepki kuvveti yenilebilir.

Üç tip kaldıraç vardır. Bu sınıflandırma, desteğin tepki ve etki kuvvetinin konumuna göre yapılır. Birinci sınıf kaldıraçta destek, etki ve tepki kuvvetleri arasında kalır. İkinci sınıf kaldıraçta, tepki kuvveti etki ve destek arasındadır. Üçüncü sınıf kaldıraçta ise, etki, destek ve tepki arasındadır (Şekil 1).

Şekil 1. Kaldıraç türleri

Bir kaldıraçta iki kısım vardır: Etki ve yük kolu. Etki kolu, destekden etki kuvvetine olan uzaklıktır. Yük kolu ise destekten yüke kadar olan uzaklıktır. Yük ise kaldıracın kaldıracağı ağırlıktır. Örneğin, 1000 Newtonluk bir kayayı kaldıran kaldıracın yükü bu kayanın ağırlığıdır.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Makaralar nedir?

Makara basit bir makinedir. Cisimleri hareket ettirmekte ve iş yapmakta kullanılır. Bir makara gerçek bir kaldıraç türüdür. Tek bir noktaya tespit edilebilir veya hareketli olabilir. Makara bir kuvvetin yönünü değiştirmek suretiyle işi kolaylaştırabilir. Örneğin, sabit bir makaradan geçirilen bir ip vasıtasıyla bir yükü kaldırabilirsiniz. Siz yerde kalırken ağır yük ip çekildikçe yukarı doğru kaldırılmış olur. Sabit bir makara ile etki kuvveti bir yönde uygulanmış olur. Yük ise zıt yönde hareket eder.

İki veya daha fazla makara birlikte kullanılarak bir yükü kaldırmak için gerekli kuvvet azaltılmış olur. Bir makaralar takımının mekanik faydası yükü taşıyan iplerin veya sicimlerin sayısına eşittir (Şekil 1).

Şekil 1: Çeşitli makaralar ve mekanik faydalar.

Gerçekte, mekanik fayda yükü tartan iplerin sayısından daha azdır. Sürtünme ve ipteki gerilmeler, mekanik faydayı azaltır.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Eğik düzlem nedir?

Bir rampa ve merdiven basamakları bir eğik düzlemin en iyi örneklerini teşkil eder. Eğik bir düzlem, cisimleri yükseltmeğe yarayan yatık bir yüzeydir. Eğik düzlem kullanılarak ve daha az bir kuvvet sarf edilerek bir yük kaldırılabilir. Ancak, bu yükü doğrudan yukarı kaldırmakta alınan mesafeden daha uzun bir yol takip edilmiş olur (Şekil 1).

Şekil 1: Eğik düzlemde yükün taşınması ve doğrudan yukarı kaldırılması.

Şekil 1’de görülen eğik düzlem üzerinde 120 N’luk bir kuvvetle 5 m yol alınarak eğik düzlemin üst ucuna yük taşınmış olur. Diğer yandan, 200 N’luk yük daha büyük bir kuvvetle doğrudan bir makara ile yukarı 3 m kaldırılmış olur. Gerçek durumda sürtünme kuvveti de göz önüne alınmalıdır. Bu durumda sürtünme kuvvetini yenmek için daha büyük bir kuvvet uygulanmalıdır. Eğik bir düzlemin mekanik faydası, uzunluğunun yüksekliğine oranıdır. Bu durumda Şekil 1’deki eğik düzlem için mekanik fayda 5/3 tür. Eğik düzlemin yatık yüzünün uzunluğu arttıkça yükü taşımak için daha az bir kuvvet gerekecektir.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Hacim nasıl ölçülür?

Hacim birimi genel olarak; uzunluk, genişlik ve yükseklik ölçümünü gerektirir. Hacim birimleri uzunluk birimlerinden türetilebilir. Metreküp (m3) bir hacim birimidir. Ancak, metreküp çok büyük bir hacim ölçüsüdür. Pratikte daha küçük hacim ölçüleri kullanılır. Litre (L) bunlardan biridir. Çoğu soğuk içecekler litrelik şişelerde satılmaktadır. Daha küçük hacimsel ölçümler için mililitre (ml) veyahut santimetreküp (cm3) kullanılır. Bir litre, 1000 mililitre veya 1000 cm3’dür.

Sıvı hacimleri ölçekli silindirik kaplarla ölçülür. Bunlar laboratuarlarda çeşitli boyda ölçekli silindirik camdan yapılmışlardır. Bu tür bir silindirik ölçek kabındaki sıvı seviyesi, o sıvının hacmini gösterir. Şekil 1’de görüldüğü gibi sıvı yüzeyi eğridir. Sıvının hacmini okurken, eğrinin taban düzeyi okunmalıdır.

Şekil 1: Sıvı ölçek kabı.

Şekil 1: Sıvı ölçek kabı.

Kaynak: Prof. M. Selami Kılıçkaya, Editör: Yrd. Doç. Dr. Ali Cemalcılar, “Temel Fizik”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 674, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 331, ISBN 975 – 492 – 348 – 5, 1996.


Gebe (Hamile) iken varis tedavi yaptırabilir miyim?

Gebelik dönemi kadının vücut fonksiyonlarının çok değiştiği ve risk altında ikinci bir canlının olduğu bir dönemdir. Gerek ilaçla tedaviler gerekse ameliyatla tedaviler hayati önem arz etmedikçe doğum sonrasına ertelenir.

Varis özellikle hamilelik döneminde daha fazla rahatsızlık verse de hayati tehlikesi olmayan bir hastalıktır. Hayati önemi olmadığı için tercihen doğum yaptıktan 2 ay sonra planlanır. Burada bebek açısından risk olduğu gibi kadın açısından da riskli bir dönemdir.

Peki tedavi yapılamıyorsa ne yapılmalı ?

Varisten kaynaklanan şikayetleri azaltmak ve az da olsa riskleri minimize etmek için uygulanacak çeşitli önlemler vardır. Klinik bulguları hafifletmek için uygun ölçüde varis çorabı giyilmelidir. Varis çorabı uyumak için yatağa girerken çıkarılmalı ve sabah yataktan inmeden giyilmelidir. Yürüyüş şikayetleri azaltacağı için kısa mesafeler de olsa gün içinde sıkça yürüyüş yapılmalıdır. İstirahat ederken ayakların altına yastık konmalıdır. Bu önlemler şikayetleri ciddi ölçüde azaltacaktır.

Varislerinizden doğal yollarla kurtulmak için tıklayın!