Dalgalar ve akıntılar

Yeryüzünün şekillenmesinde etkili olan dış güçlerden biri de dalgalar ve akıntılardır. Dalgaların oluşmasında rüzgarlar etkiliyken, akıntılar sıcaklık ve yoğunluk farklarından oluşur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Coğrafya 1” (Hazırlayan: Derviş Ünlü)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 03/02/2010).

Buzulların biriktirme şekilleri

Buzullar eğim doğrultusunda hareket ederken vadinin taban ve yamacından irili ufaklı taş parçaları koparırlar. Bunlara moren adı verilir. Morenler buzul vadisinin aşağı kesimlerinde biriktirilir. Morenlerin buzul erimesi sonucu oluşan akarsular tarafından taşınması ve eğimin azaldığı yerlerde biriktirilmesiyle sander düzlükleri oluşur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Coğrafya 1” (Hazırlayan: Derviş Ünlü)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 03/02/2010).

Yerleşim Yerlerine (İkamet) göre nüfus nedir?

Kişilerin yerleşim yerlerine (ikametgah) göre nüfus bilgilerinin güncel olarak tutulduğu, nüfus hareketlerinin her an izlenebildiği, Türkiye’de yerleşik olarak ikamet eden kişilerin MERNİS kayıtlarındaki T.C. Kimlik Numarasına göre Yerleşim yeri (ikametgah) adreslerinin eşleştirildiği bir kayıt sistemidir.
Kaynak: TUİK Web Sitesi, Ziyaret Tarihi: 10/11/2010.

21 Mart – 23 Eylül ekinoks durumu

Güneş ışınları bu tarihlerde Ekvator’a dik olarak gelir.
Dünya’nın her yerinde gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Bu duruma ekinoks adı verilir.
Aydınlanma çemberi kutup noktalarından geçer.
21 Mart Kuzey Yarım Küre’de ilkbahar, Güney Yarım Küre’de sonbahar başlangıcıdır. 23 Eylül Kuzey Yarım Küre’de sonbahar, Güney Yarım Küre’de ilkbahar başlangıcıdır. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yalnız ekinoks günlerinde Güneş aynı anda doğar ve aynı anda batar.
Güneş ışınları 21 Mart’tan sonra Yengeç Dönencesi’ne doğru kayar.
Güneş ışınları 23 Eylül’den sonra Oğlak Dönencesi’ne doğru kayar.
Bu tarihte Ekvator üzerine düz bir zemine dikilen bir çubuğun öğle vakti gölgesi oluşmaz.
21 Mart’tan sonra Kuzey Kutup Noktası’nda gündüz, Güney Kutup Noktası’nda gece başlar.
23 Eylül’den sonra Kuzey Kutup Noktası’nda gece, Güney Kutup Noktası’nda gündüz başlar.
Güneş ışınları bu tarihte Kuzey Yarım Küre’de 23° 27 ‘ boylamında bulunan Yengeç Dönencesi’ne dik gelir.
Kuzey Yarım Küre’de yaz gündönümü (solstisi), Güney Yarım Küre’de kış gündönümü (solstisi)’dür. Kuzey Yarım Küre’de en uzun gündüz en kısa gece yaşanır. Güney Yarım Küre’de tam tersi durum oluşur.
Bu tarihte kuzeye gidildikçe gündüz süreleri uzar, güneye gidildikçe kısalır. Kuzey Kutup Dairesi 24 saat gündüzü yaşar. Aydınlanma çemberi kutup dairelerinden geçer.
Bu tarihten sonra, gündüz süreleri Kuzey Yarım Küre’de kısalmaya, Güney Yarım Küre’de uzamaya başlar.
Yengeç Dönencesi üzerinde dikilen çubuğun öğle vakti gölgesi olmaz. Güneş ışınları bu tarihten sonra Ekvator’a doğru kayar.
Güneş ışınları bu tarihte Güney Yarım Küre’de 23° 27 boylamında bulunan Oğlak Dönencesi’ne dik açı ile düşer.
Kuzey Yarım Küre’de kış gündönümü (solstisi), Güney Yarım Küre’de yaz gündönümü(solstisi)’dür.
Kuzey Yarım Küre’de en uzun gece, en kısa gündüz yaşanır. Güney Yarım Küre’de tam tersi durum oluşur.
Bu tarihte güneye gidildikçe gündüz süreleri uzar, kuzeye gidildikçe kısalır. Kuzey Kutup Dairesi 24 saat geceyi, Güney Kutup Dairesi 24 saat gündüzü yaşar. Aydınlanma dairesi, kutup dairelerinden geçer.
21 Aralık’tan sonra, Kuzey Yarım Küre’de gündüz süreleri uzamaya, Güney Yarım Küre’de kısalmaya başlar.
Oğlak Dönencesi üzerinde dikilen çubuğun öğle vakti gölgesi olmaz. Güneş ışınları bu tarihten sonra Ekvatora doğru kayar.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Coğrafya 1” (Hazırlayan: Derviş Ünlü)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 03/02/2010).

Paleozoik

Yaklaşık 600 milyon yıl ile 250 milyon yıl öncesini kapsar. Bu zamanın başlarında iklim soğuktur, ama genel olarak nemli ve ılımandır. Kuzey Yarım Küre’de karalar oluşmuş ve şiddetli volkanizma vardır. İlk sürüngenler, böcekler, balıklar, kafadan bacaklılar ortaya çıkmıştır. Su yosunları gelişmiş, eğrelti otu ve kozalaklı bitkiler ortaya çıkmıştır. Nemlilik ve yağış nedeniyle gür bitki toplulukları yetişmiştir. Bu bitkiler taş kömürü yataklarını oluşturmuştur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Coğrafya 1” (Hazırlayan: Derviş Ünlü)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 03/02/2010).

Yerel rüzgarlar

Bu rüzgarlar günlük basınç farklılaşmaları sonucu oluşur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Coğrafya 1” (Hazırlayan: Derviş Ünlü)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 03/02/2010).

Deniz suyu neden tuzludur?

Deniz Suyu

Yaz aylarının yaşanması ile denizlerde serinleme dönemi de sürdürülmektedir. Ancak girilen denizlerin coğrafi konumu ve içeriğine göre tuzluluk oranları da fark edilir. Kimi denizler fazlası ile tuzlu iken, kimileri ise az tuzludur. Ancak kesin olan durum şudur ki, denizler tuzludur. Peki ama neden denizler tuzludur?

Nehirler mi denizlere tuz taşıyor?

Bilim insanları geçtiğimiz yüzyılın başında denizlerin tuzlu olmasını basit nedenlere dayandırmakta idiler. Açıklanan sebep özünü tatlı sulardan almaktaydı. Bu teoride nehirlerin içinde yer alan erimiş mineraller ve nehirlerin aşındırdığı kayalardan elde edilen tuzlar akan su ile okyanuslara taşırlar. Söz konusu minerallerin içinde en sık bulunan tür ise NaCl olarak isimlendirilen sodyum klorür, yani genel olarak bilinen sofra tuzudur. Bu tuz tekrar karaya dönmeden denizde kalır.

Bu teoriden yola çıkan bilim insanları, aynı yollarla dünyanın yaşının da hesaplanabileceğini düşünmüşlerdi. Nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranının karşılaştırılması ile yapılan hesaplamalarda çarpıcı gerçek ortaya çıktı. Gerçekte 4,5 milyar yaşında olan dünya, bilim insanlarının tuz hesabından yola çıktığı yaş hesaplamasında 300 milyon yaşında olarak tespit edilmişti. Yani tuz teorisi yanlıştı. Ek olarak, nehirlerin okyanuslara tuz taşıması teorisi gerçek olsa bu defa okyanuslardaki tuz miktarı da her geçen sene daha çok artacaktı. Ancak bölgesel değişiklikler olsa da genel anlamda denizlerin sahip oldukları element yoğunlukları yüz milyonlarca yıldır aynıydı. İşte bu ve benzer noktalardan dolayı, nehirlerin denizlere tuz taşıması teorisi büyük bir oranla çöktü.

Peki, asıl sebep neydi?

Sodyum nehirlerden klor yer küreden

Bilim insanları daha güçlü bir teori üzerinde çalışmaktadırlar. Buna göre belli başlı açıklamalar da yapılmaktadır. Söz konusu teori, tuzun yapısındaki iki çeşit olan atomlardan yola çıkmaktadır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl) atomları, tuzu oluşturmaktadır (NaCl). Bu yeni teoriye göre Sodyum nehirlerle okyanuslara taşınmaktadır. Yani ilk teori kısmen doğru kabul edilir. Ancak diğer parça olan Klor, dünya tarihinin ilk dönemlerinden itibaren yer kabuğu ile yer merkezi arasındaki katmalardan okyanuslara ulaşmaktadır. Okyanusların dibindeki çatlaklar klor geçişi için değerlendirilir. İki farklı atom birleşerek de denizlerdeki tuzu oluşturmaktadır. Daha doğrusu, bilim insanları denizlerin tuzlu yapısını bu şekilde açıklamaktadırlar.

Ancak bu teori de henüz tam anlamı ile oturmuş değildir. Çünkü bu teoride de denizlerdeki tuz yoğunluğunun giderek neden artmadığı tam olarak açıklanmaz. Ancak doğanın muazzam bir dengesinin olduğu öne sürülerek, fazla tuzun okyanus diplerinde yer tarafından emildiği, çünkü öncesinde bir çözelti ve çökme oluştuğu, her seferinde de eksiltme ve artma ile tuz dengesinin bu yol ile korunduğu savunulmaktadır.

Kaynak: Tamer Korugan – Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1


Azot (Nitrojen) döngüsü nedir?

Azot Döngüsü

Azotun esas kaynağı atmosferdir.

  • Atmosferde Yıldırım ve volkanik faaliyetler sırasında ortaya çıkan elektrik deşarjları sonucunda azot, oksijen ile birleşerek nitrit ve nitratlara dönüşür. Nitratlar, yağışlarla toprağa girerek bitkiler tarafından kullanılır.
  • Azotun bağlanması topraktaki bazı bakteriler tarafından gerçekleştirilir. Bu bakteriler ölmüş canlıların yapılarındaki organik maddeleri parçalayarak nitrata çevirir.
  • Toprakta ve bazı bitkilerin köklerinde bulunan azot bağlayıcı bakteriler sayesinde bitkiler nitratları alır ve yapılarına katar.
  • Azot, besin zinciri ile bitkilerden otçullara, otçullardan da etçillere geçer.
  • Ölen bitki ve hayvanlar, ayrıştırıcılar tarafından parçalanır. Mikroorganizmalar azotu nitrit ve nitrata dönüştürür ve böylece azot döngüye katılmış olur.

Kaynak: Ekol Yayıncılık, Coğrafya Konu Anlatımlı Soru Bankası


Karbon döngüsü nedir?

Karbon Döngüsü

Karbon döngüsü atmosfer, litosfer, biyosfer ve hidrosfer arasında gerçekleşir. Doğada karbonun dört büyük kaynağı vardır;

Litosfer: kömür, petrol, kireçtaşı, volkanlar
Atmosfer: karbondioksit
Sular: karbondioksit ve karbonat
Canlılar: organik maddelerde bulunur.

Kaynak: Ekol Yayıncılık, Coğrafya Konu Anlatımlı Soru Bankası


Madde döngüsü nedir?

Madde Döngüsü

Ekosistemlerde yaşam, enerji akışı ve madde döngüleriyle süreklilik kazanmıştır. Madde döngüsü; inorganik maddelerin, sürekli olarak cansız ortamdan alınıp canlı unsurlara aktarıldıktan sonra cansız ortama geri verilmesi demektir.

Bilgi: yeryüzündeki oksijen, su, azot ve karbondioksit gibi maddelerin varlığı sınırlıdır. Yerine konmadığı takdirde tükenir. İnsanların olumsuz müdahaleleri sonucunda bu döngülerin bozulması ve canlıların yaşamının tehlikeye girmesi söz konusudur.

Kaynak: Ekol Yayıncılık, Coğrafya Konu Anlatımlı Soru Bankası