Öğretmenin yansız olması nedir?

Yansız olma, öğretmenin davranışlarında, konuşma biçiminde, tartış­malar sırasında söz vermesinde ve başarı değerlendirmesinde öğrenciler arasında ayırım yapmaması, yansız davranması demektir. Sağlıklı bir kamuoyu oluşturmanın ve hoşgörülü bir sisteme hazırlamanın temelini, okulda öğrencilere yansız, objektif davranma ilkesinin kazandırılması oluşturur. Bu da, öğrencilere öğretmenin başta kendisinin yansız davranması ile olanaklıdır.
Kaynak: Prof. Dr. Mahmut Tandoğan, “Ünite-2: Öğretmen ve Teknoloji”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Öğretmenin öğretmenlik meslek bilgi ve becerisi nedir?

Günümüzde “alanında uzman olan öğretebilir” söylemi, yerini “alanı bilen ve öğretme yeterliliğine sahip olan öğretebilir” söylemine bırakmıştır. Buna göre, bir alanı öğretebilmek için o alanı iyi bilmek yeterli değildir. Alan bilgisi yanında öğretme yeterliliğine sahip olmak, öğretim yapılan grubun özellikleri ile grup içinde yer alanların bireysel farklılıklarını göz önüne alarak öğretim yapmak gereklidir.
Öğretmenlik meslek bilgisi, öğretmenin öğretimde denetimi sağlaması için önkoşul niteliğindeki bilgileri içermektedir. Bu bilgiler öğretmeni alan uzmanından ayırmaktadır. Örneğin, bir edebiyatçıyı edebiyat öğretmeninden ayıran, edebiyat öğretmeninin sahip olduğu öğretmenlik meslek bilgi ve becerileridir. Çünkü öğretmen, bu bilgi ve becerileri öğretim ortamında öğrencileri önceden belirlenen davranışsal amaçların standartlarına eriştirmek üzere işe koşmaktadır.
Öğretmenlik meslek bilgisi kapsamında, öğretimin verimini artırmayı ve her öğrenci için üst düzeyde öğrenmeyi amaçlayan öğretimde denetimi sağlamak için öğretmenin öğretim etkinliği öncesinde ve sırasında kullanması gereken kimi nitelikleri de olmalıdır. Bunlar öğretmenin grup öğretiminde, ama daha kapsamlı olarak bireysel öğretimde sergilemesi gereken niteliklerdir.
Kaynak: Prof. Dr. Mahmut Tandoğan, “Ünite-2: Öğretmen ve Teknoloji”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Bilgi toplumlarındaki eğitim kurumları (okullar) ne tür özelliklere kavuşturulmalıdır?

Okulun amaçları yeniden ele alınmalıdır.
Okulda odak noktası öğrenme olmalıdır.
Öğretim, konu yerine öğrenci merkezli olmalıdır.
Öğretmenin rolü değişmelidir.
Öğrenmede teknolojilerden yararlanılmalıdır.
Kaynak: Doç. Dr. Buket AKKOYUNLU, Editör: Doç. Dr. Bekir Özer, “Eğitimde Teknolojik Gelişmeler”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri nedir?

Çağın toplumlarının hedefi “bilgi toplumu” olmaktır. Çünkü içinde yaşadığımız dönem bilginin güç olarak görüldüğü bir dönemdir. Bilgi toplumunun en önemli araçları bilgi teknolojileridir. Bilgi teknolojisi, bilginin oluşturulması, toplanması, biriktirilmesi, işlenmesi, yeniden elde edilmesi, yayılması, korunması ve bunlara yardımcı olan araçlardır. Bu özellikler bütün alanlar için geçerlidir. Bilgiyi bireylere ulaştıran, onların bilgiyi kullanmalarına yardımcı olan tüm araçlar bilgi teknolojileri içinde yer alır.
Kaynak: Doç. Dr. Buket AKKOYUNLU, Editör: Doç. Dr. Bekir Özer, “Eğitimde Teknolojik Gelişmeler”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Bütünleştirici öğrenme fen öğretimini nasıl etkilemiştir?

Bütünleştirici öğrenme yaklaşımı ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde fen dersle­rinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Hatta bu yaklaşım kullanılarak birisi İngilte­re’de, diğeri Yeni Zelanda’da olmak üzere iki önemli fen öğretimi projesi geliştirile­rek uygulamaya konulmuştur. Öte yandan, fen öğretiminde bütünleştirici öğrenme yaklaşımı uygulanarak gerçekleştirilen araştırmalardan başarılı sonuçlar elde edil­miştir. Kimi araştırmalar ile öğrencilerin, “yorum yapma” ve ”öğrendiklerini başka alanlara uygulama” gibi yeteneklerinin geliştiği yönünde sonuçlar, kimi araştırma­larda da öğrencilerin, “öğrenmeye aktif olarak katıldıkları”, “öğrenme sürecin­de daha fazla sorumluluk aldıkları” ve “kalıcı öğrenmeleri gerçekleştirdikleri” yö­nünde sonuçlar ortaya konulmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalarla, ilköğretim dü­zeyinde fen derslerinde bütünleştirici öğrenmeye yer verilmesi durumunda, öğren­cilerin kavram gelişimlerinin olumlu olarak etkilendiği kanıtlanmıştır.
Kaynak: Doç. Dr. Alipaşa AYAS, Editör: Prof. Dr. Şefik YAŞAR, “Fen Bilgisi Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar”, Fen Bilgisi Öğretmenliği, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1061, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 585, ISBN 975 – 492 – 817 – 7, 1998.

Davranışsal amaç nedir?

Öğre­tim etkinliği sonunda öğ­rencinin göstermesi bekle­nen, standart ve koşulları belirli davranış.
Kaynak: Prof. Dr. Mahmut Tandoğan, “Ünite-2: Öğretmen ve Teknoloji”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Öğrencilerin öğretime katılması nasıl olur?

Öğrencinin öğretime katılımı iki türlü olabilir: Zihinsel katılım ve eylemsel katılım. Derste işlenen konu öğrenci için anlamlı ise, öğrenci dersi dikkatle dinler, kendini zihinsel olarak işlenen konunun içine katar. Zihinsel katılımı eylemsel katılım izler. Eylemsel katılımda, kendini derse veren öğrenci, anlatılan, tartışılan konuda sorular sorar, karmaşık durumlara kendine özgü yaklaşımla yaklaşabilir, kendi örneklerini üretebilir. Buna göre, öğretmenin öncelikle öğrencileri öğretim etkinliğine katılmaları için onları hazır duruma getirmesi gereklidir. Bu amaçla öğretmen, ders işleme biçimi, kullandığı öğretim yöntemleri, verdiği örnekler ve derse başlama biçimi ile öğrencilerin ilgi ve dikkatlerini toplayarak öğretim etkinliği üzerinde odaklayabilmelidir. Öğretmen ancak bu yolla öğretimde son aşama olan öğrencilerin özgün ve üretken düşüncelerini ortaya koymalarını sağlayabilir.
Kaynak: Prof. Dr. Mahmut Tandoğan, “Ünite-2: Öğretmen ve Teknoloji”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Öğretme ve öğrenme nedir?

Öğrencilere öğrenmenin yolları öğretilmelidir. Bunun için de öğrencilerin bireysel farklılıkları göz önüne alınmalı, öğretim ortamları buna göre düzenlenmelidir. Öğrenmede öğrencinin etkin olacağı ortamlar oluşturulmalıdır. Öğretmen ise, bilgi aktaran değil, öğrenciyi yönlendiren olmalıdır. Öğretmen öğrencilerini araştırmaya yöneltmelidir. Öğrenme için hazırlanan ortamlar, konuların aktarıldığı değil, öğrenmenin esnek olduğu, öğrencinin bilgiye kolayca ulaşabileceği ortamlar olmalıdır. Eğitim kurumlarının amaçları gözden geçirilmeli, eğitim programları daha esnek duruma getirilmelidir.
Kaynak: Doç. Dr. Buket AKKOYUNLU, Editör: Doç. Dr. Bekir Özer, “Eğitimde Teknolojik Gelişmeler”, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1021, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 564, ISBN 975-492-770-7, 1998.

Öğrenme yaklaşımları arasındaki farklılıklar nelerdir?

Öğrenme halkası yaklaşımında öğrenme, “yaşa dayalı bir süreç” olarak görülür­ken, bütünleştirici öğrenme yaklaşımında,“bireyin önceki yaşantıları sonucu edin­diği bilgi ve deneyimlerine dayalı bir süreç” olarak görülmektedir. Öte yandan, öğ­retimi öğrencilerin düzeyine uygun olarak gerçekleştirme söz konusu olduğunda, bütünleştirici öğrenmenin, öğrenme halkası yaklaşımına kıyasla öğretmene daha fazla esneklik tanıdığı ileri sürülmektedir.
Kaynak: Doç. Dr. Alipaşa AYAS, Editör: Prof. Dr. Şefik YAŞAR, “Fen Bilgisi Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar”, Fen Bilgisi Öğretmenliği, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1061, Açıköğretim Fakültesi Yayınları No: 585, ISBN 975 – 492 – 817 – 7, 1998.