Alkol ve etkileri nelerdir?

Alkol kavramı yalnızca içecek anlamı taşımamakta birçok alanda kullanılan bir grup kimyasal maddeyi de kapsamaktadır. İçkilerde etil alkol kullanılır. Bir başka alkol türü olan metil alkol, etil alkole göre çok daha zararlıdır. Metil alkol, etil alkole göre daha küçük moleküllü olduğu için kana çabuk karışır ve sinir sistemi üzerinde hemen tahribata neden olur, bu durum beyni olumsuz etkiler. Etil alkol ise buğday, üzüm, arpa, mısır vb. ürünlerden mayaların etkisiyle elde edilir. Etil alkolün etkisi sonucu geçici körlük olabilir ancak metil alkolün etkisiyle kalıcı körlük yaşanır.
Alkol çok çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Tıpta dezenfektan, arabalarda ise suyun donmasını önlemek amacıyla antifiriz olarak kullanılmaktadır. Kolonyanın içinde de bir miktar alkol bulunmaktadır. Alkolün bu kadar çok alanda kullanılması ulaşılmasını kolaylaştırdığı için bu durum alkol bağımlılığını artırmaktadır.
Alkol kişiyi iki yönden etkilemektedir. Bunlardan ilki alkolün kana çok hızlı bir şek­ilde (2 dk. gibi) karışmasıyla merkezi sinir sisteminde ve metabolizmada meydana getir­diği tahribattır. Diğeri ise kişinin davranışlarında değişikliklere neden olabilmesidir.
Alkol mideden doğrudan emilerek kana, oradan da vücudun tüm organlarına yayılır. Bu arada terlemeye bağlı olarak vücut sıcaklığının düşmesine ve çok fazla idrar atımına yol açar.
İdrar atımına bağlı olarak vücutta su kaybı çok fazla olur. Ayrıca alınan alkolün %5 -10 kadarı idrar, ter ya da solukla değişime uğramadan atılır.
Alkol karaciğere de olumsuz etki eder. Bunu sonucunda karaciğer görevini yapamaz duruma gelir. Karaciğerin görevini yapamaz duruma gelmesi siroz denilen hastalığı ortaya çıkarır. Sirozun farklı sebepleri olabilmekle birlikte alkol kullanımı siroz hastalığının oluş­masına olanak sağlamaktadır. Alkol, sindirim sistemini etkileyerek ülser, gastrit gibi rahatsızlıklara, meze olarak tüketilen fındık, fıstık vs. sonucunda dengesiz beslenmeye, B vitamini kaybına bağlı olarak sinir harabiyetine, merkezi sinir sistemini etkileyerek kendini kontrol edebilme yeteneğinin azalmasına, kas kontrolünün zayıflamasına, baş dönmesine, görme bozukluklarına, hafıza kaybına ve derin uykuya neden olur. Yine kişinin ruhsal durumu üzerinde de etkili olup hızlı araba sürmeye, çabuk sinirlenmeye, kavgaya eğilim gibi davranış bozukluklarına neden olmaktadır.
Hamile kadınlarda alkol kullanımı diğer kişilerde de olduğu gibi beslenme bozuklukları, kronik ishaller, karaciğer iltihabı ve mide kanaması vb. rahatsızlıklara yol açar. Hamileliği süresince alkol tüketen kadınlar fetüsü iyi besleyemediği için ve kan yoluyla birçok zararlı madde anneden fetüse geçtiği için fetüsün gelişimi olumsuz yönde etkilenir. Bu durum sakat ve erken doğuma, bebeğin zeka yönünden geriliğine de neden olur.
Alkol vücuttaki B vitaminlerinin tükenmesine, B vitamininin eksikliği ise vücudun savunma sisteminin zayıflamasına neden olur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Sağlık Bilgisi 1 (Hazırlayan: Nermin IŞIK, Nihal YILDIRIM)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İyi beslenmenin sporcuya sağladığı avantajlar nelerdir?

Beslenme uzmanları, her koşulda iyi beslenen bir sporcunun iyi beslenmeyen veya besinlerine hiç dikkat etmeyen bir sporcuya göre elde ettiği bir takım avantajları olduğu görüşündedirler.
Bu avantajları ise aşağıdaki gibi sıralamaktadırlar.
Sporcunun antrenman etkinliği maksimum düzeydedir: İyi bir beslenmeyle sporcu, antrenörünün verdiği antrenmana kolay uyum sağlamakta ve her türlü antrenmanı yapacak güce kavuşmakta ve performansını arttırmaktadır.
Üst düzey mental konsantrasyon ve dikkate sahiptir: Her spor dalında, dikkat ve oyuna konsantrasyon önemlidir, bunun için de temel etkenlerden bir tanesi de yeterli ve dengeli beslenmedir.
Seyahatlere dayanıklı ve yabancı çevreye kolay uyum sağlamaktadır: İyi beslenen bir sporcu her zaman, her ortama ayak uydurabilecek güce ve dayanıklılığa sahip olmaktadır.
Büyüme ve gelişmesi üst düzeydedir: Özellikle spora başlama yaşının küçük olması nedeniyle, yeterli ve dengeli beslenme sonucu çocukların büyümesi ve gelişmesi üst düzeye erişmekte ve yetişkinlikte istenilen vücut ölçülerine ulaşılmaktadır.
Hastalıklara yakalanma ve sakatlanma oranı az ve hastalık süresi kısadır: Yapılan çalışmalarda, iyi beslenen sporcuların hastalanma ve sakatlanma oranlarının iyi beslenmeyenlere göre daha az olduğu saptanmaktadır. Hatta sakatlanma oranının iyi beslenmeyle %50 gibi yüksek oranlarda azaltılabileceği de belirtilmektedir (Hasbay, 2002).
Yapılan spor dalına göre farklılık göstermesine rağmen, sporculardaki enerji harcaması normal bir kişiden 2-3 kat fazla olduğu bilimsel bulgulardır. farklı ülkelerde veya aynı ülkelerde, bu enerji gereksinimi aynı spor dalında, ayrı antrenörlerin antrenman programlarına göre değişiklik gösterebilir (Kayahan ve ark., 1992)
Sporcuların performansını artırmak amacı ile çeşitli diyet programları hazırlanmış ve uygulanmıştır. Bazı antrenörlerde inandıkları muayyen tarzdaki diyet tarzlarını sporcularına uygulamaktadırlar. Sadece diyet faktörünün fizyolojik performansa olan etkisini değerlendirmek oldukça güçtür. Çünkü performansa birçok faktör etki etmektedir (Yaman, 2000). Bu yüzden sporda performansı bütün etmenleri ile bütün düşünüp, diyet programlarının içeriğini de yapılan antrenman dönemi, içeriği gibi öğeleri göz önüne alarak hazırlamak gerekir.
Sporcu beslenmesi önemli ölçüde, yapılan spor dalı özelliklerine ve antrenman çeşidine bağlı olması dolayısıyla antrenörü ön plana çıkarmaktadır (Gökdemir, 1996). Yapılan araştırmalarda sporcuların dengeli beslenme bilgi düzeylerinde ve ilgili uygulamalarında yetersizliklerin büyük ölçüde antrenörlerin eksik ve yanlış yönlendirme kaynaklı olduğu belirlenmiştir (Kasap ve ark.,1982; Özkara ve ark., 1997). Ancak, sporcu beslenmesi konusunda yapılan araştırmalar, çoğunlukla sporcular üzerinde yapılan çalışmalar sonucu elde edilmiştir. Antrenörlerin beslenme bilgi ve alışkanlıklarını içeren araştırmalar yok denecek kadar azdır (Yıldıran, 1998).
Beslenme eğitimi yoluyla davranış değişikliğinin oluşturulabilmesi, hem bilgi düzeyinin geliştirilmesi, hem de beslenme ile ilgili tutum ve inanışların değiştirilmesi ile sağlanabilir (Beyhan ve ark., 1988). Yeterli ve dengeli beslenme için alınacak önlemlerin yararlı olması da ancak sporcu beslenmesi eğitimine verilecek önemle olasıdır (Özkara ve ark., 1997).
Kaynak: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Web Sitesi, Bilgi Bankası (Hazırlayan: Işık Bayraktar), Ziyaret Tarihi: 13/03/2010.

Metil ve etil alkolün kıyaslanması nedir?

Metil alkol, etil alkole göre çok daha zararlıdır. Metil alkol, etil alkole göre daha küçük moleküllü olduğu için kana çabuk karışır ve sinir sistemi üzerinde hemen tahribata neden olur, bu durum beyni olumsuz etkiler. Etil alkol ise buğday, üzüm, arpa, mısır vb. ürünlerden mayaların etkisiyle elde edilir. Etil alkolün etkisi sonucu geçici körlük olabilir ancak metil alkolün etkisiyle kalıcı körlük yaşanır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesi “Sağlık Bilgisi 1 (Hazırlayan: Nermin IŞIK, Nihal YILDIRIM)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Sağlıklı olmak (Fitness)

Sağlıklı olmak (Fitness), hız, kuvvet, dayanıklılık, fleksibilite ve sporun becerilerine bağlıdır. Bu ana faktörler için organizmanın değişik sistemleri devreye girer. Fitness için ana hedef aerobik ve anaerobik dayanıklılığı arttırmaktır (maksimal oksijen kullanımı, maksimal laktat toleransı).
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet KURTOĞLU (İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi), Sporcu Sağlığı.

Nasıl Bir Egzersiz Programı Uygulanır?

Orta ve ağır derecede egzersiz programlarına başlamadan önce risk analizi yapılması ve ön bir egzersiz testinden geçilmesi gerekir. Aerobik aktiviteler, yüksek kan basıncınızı kontrol etmenizi sağlar. Esneklik (germe) ve kuvvetlendirme egzersizleri ise egzersiz programının önemli bir parçasıdır.
Kaynak: Uzm. Fzt. Melda Sağlam, Uzm. Fzt. Meral Boşnak-Güçlü, Doç. Dr. Deniz İnal İnce, Prof. Dr. Sema Savcı, Prof. Dr. Hülya Arıkan; “Hipertansiyon ve Egzersiz”, Ankara, Şubat – 2008.
 
 

Narkotik analjezik ilaçlar hangileridir ve etkileri nelerdir?

Bu grup ilaçlar, morfin ve morfinin kimyasal ve farmakolojik benzerleri olup, öncelikle ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Ağrıyı hissetmemek için kullanılan narkotiklerin pek çoğu solunum depresyonuna neden olup, fiziksel ve psikolojik bağımlılık gibi oldukça tehlikeli yan etkileri bulunmaktadır.
Kaynak: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Web Sitesi, Bilgi Bankası, Ziyaret Tarihi: 13/03/2010.

Minerallerin vücuttaki fonksiyonları

Kalsiyum: Kemik ve diş yapısı, kan pıhtılaşması ve sinir iletiminde rolü vardır.
Fosfor: Kemik, diş yapısında etkendir ve asit-baz dengesini sağlar.
Potasyum: Asit-baz dengesini sağlar. Sinir uyarımı ve kas çalışmasında önemlidir.
Sodyum: Sinir uyarımı ve kas çalışmasında etkilidir. Asit-baz dengesini sağlar.
Magnezyum: Kemik, diş yapısını destekler. Asit-baz dengesinde rol oynar ve enerji oluşumunda etkendir.
Demir: Hemoglobin yapımı, enerji metabolizması, enzimlerin yapısı, oksijen taşınmasında görevlidir.
Çinko: Protein sentezi, doku yapımında etkendir. (Paker, 1998)
Kaynak: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Web Sitesi, Bilgi Bankası (Hazırlayan: Işık Bayraktar), Ziyaret Tarihi: 13/03/2010.

Sporda ani ölüm nedenleri nelerdir?

%80’i kalp-dolaşım sistemi kökenlidir. 35 yaşının altında görülen ölümlerin büyük bir çoğunluğu doğuştan (ailesel/genetik) kalp-dolaşım sistemi ile ilgili yapısal sorunlardır. ABD de kalp durması ile ortaya çıkan ani ölümlerin ise yaklaşık hipertrofik kardiyomyopati (anormal büyümüş kalp kası) nedenlidir. Geri kalan bölümü ise koroner arter ve kalp iletisi gibi değişik nedenleri içermektedir.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet KURTOĞLU (İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi), Sporcu Sağlığı.

Kalp pili kullananlar mobil telefon kullanabilir mi?

ANSI (American National Standarts Institute – Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü) standartlarında kontrolsüz etkilenme için belirlenmiş seviyeler korunduğu sürece vücut içine konulmuş tıbbi elektronik cihazların mobil telefon ya da baz istasyonlardaki antenlerinden yayılan RF dalgalardan etkilendiklerini gösteren bir kanıt bulunmamaktadır [John E. Moulder, “Cellular Phone Antennas (Base Stations) and Human Health, Version 2.6.2”, http://www.mcw.edu/gcrc/cop/cellphonehealthFAQ/toc.html, September 2000]. Ancak mobil telefon anteni doğrudan kalp pili üzerine konulursa etkilişim olasıdır. Bu nedenle mobil telefonların kalp pili kullananlarca göğüs cebinde taşınmaması önerilmektedir.
Kaynak: Elektromanyetik Dalgalar ve İnsan Sağlığı Sıkça Sorulan Sorular ve Yanıtları, TÜBİTAK-BİLTEN, 2001.