Hangi hallerde oruç bozulur?

Mazeretsiz ve bilerek yemek-içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar. Oruçlu olduğunu unutarak orucu bozan şeyleri yapmak orucu bozmaz. Bilerek oruç yemenin cezası 2 ay aralıksız oruç tutmaktır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 3 (Hazırlayan: M. Sadık Arslan)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İslam dininde evlilik anlayışı ve önemi

İslam her hükmünde olduğu gibi evlilik konusunda da diğer dinlerdeki aşırılıkları gidermiş ve orta yolu benimsemiştir. İslam’da evlilik insani ve medeni bir muamele ve dini bir vazifedir. Evlilik hem neslin devam etmesi için bir vesile hem de kişiyi dince günah sayılan şeylerden koruyan bir vasıtadır. Allah (c.c.) Kuranda: “Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de onun delillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen kavimler için ibretler vardır” (Rum suresi, 21. ayet) buyurmasıyla insan için sevip bağlanılacak eşler yarattığını belirtmiştir.
Peygamberimiz (s.a.v.)’de “Kadınlarla evlenirim. Her kim benim bu yolumdan gitmezse, ondan yüz çevirirse benden değildir” (Tecrid clI, s289) buyurarak evliliği teşvik etmiştir. Bir başka hadisinde de “Günahtan arınmış olarak Cenab-ı Hakka mülaki olmasını murat eden kimse evlenmelidir”(Cami’us sağir, Kenzil İrfan, s133) buyurmuştur.
Dinimizde neslin devamı ve korunması için evlilik esastır. Bunun dışındaki ilişkiler zina olarak isimlendirilmiş ve haram kılınmıştır. Bu şekilde bir yaşantı hem aileleri dağıtmakta hem de neslin bozulmasına yol açmaktadır. Kur’an-ı Kerim, insanları uyararak “Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur” (İsra suresi, 32. ayet). Hz. Muhammed (s.a.v.)’de “Zina’dan kaçınınız, zira zinada dört hal vardır:Yüzdeki nuru ve rızıktaki bereketi giderir. Allah’ın gazabına ve uzun müddetcehennem ateşi ile azaba sebep olur” (Kenzil İrfan, s121) buyurmuştur.
İslam evlilikte getirdiği esaslarla insan şeref ve haysiyetini korumuş, evlilikte tek eşliliği tavsiye etmiş, çok evlilikte ise bir insanın kolay kolay güç yetiremeyeceği şartlar koymuştur. Boşanmaya hoş bakmamakla beraber şiddetli geçimsizlik ve zina suçunun sabit olması durumunda izin vermiştir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Küttaplar nedir?

İslam Medeniyetinde eğitim kurumlarından biri de küttaplardır. Küttaplar medreselerden önce açılan, medreselerden sonra da var olan bir eğitim kurumu idi. Önceleri genel okuma-yazma öğretimini verildiği mektepler görevini üstlenirken, sonraları çocuklara medrese öncesi eğitim veren ilk mektepler konumunu almıştır. Küttaplar kasaba ve köylere kadar yayılmıştı.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 4 (Hazırlayan: M. Sadık ARSLAN)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Dinî ilimleri alanında yetişmiş alimler kimlerdir?

Ebu Hanîfe; Asıl adı Numan olan Ebu Hanîfe, dinî bilimler alanında geniş bir bilgiye sahiptir. Akla ve mantığa çok önem vermiş, kıyas metodunu geniş bir şekilde uygulamıştır. Fıkıh alanındaki görüşleri zamanla bir ekol hâlini almış ve Hanefî mezhebi olarak anılmıştır.
Maturidî; Semerkant’ın Maturid bucağında dünyaya gelmiştir. Ehli Sünnet mezhebinin itikadi (inanç) konularındaki esaslarını ortaya koymuştur. Kelam ve tefsir konularında eserler vermiştir.
Zemahşerî; Asıl adı Mahmut’tur. Harzem’e bağlı Zemahşer’de doğmuştur. Tefsir, edebiyat alanında yetişmiş büyük bilginlerdendir. Keşşaf isimli tefsiri büyük ün yapmıştır.
Raz’i; Fahrettin Raz’i olarak da bilinir. Rey Şehri’nde dünyaya gelmiştir. Büyük bir kelam alimidir. Tanınmış eseri Mefatihu’l Gayb’dır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Abbasilerle Türkleri birbirine yaklaştıran sebepler neleredir?

Türklerin Emevilere karşı Abbasileri desteklemesi, bir de Abbasilerin Çinliler ile yaptığı Talas savaşında (751) Türklerin Abbasilerin yanında yer almasıdır. Bu savaşla Türkleri daha yakından tanıyan Abbasiler onlara ordu içerisinde çeşitli görevler vermişlerdir. Böylece Türkler ordu ve devlet yönetiminde söz sahibi olmaya başlamışlardır. 930’lu yıllara gelindiğinde Karahanlı devletini kuranların İslamiyet’i toptan kabul etmeleri ile Türk boylarının büyük bir çoğunluğu Müslüman olmuştur.
Türkler İslamiyet’i kılıç zoruyla değil, kendi istekleriyle benimsemişlerdir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Mevlana’ya göre Kur’an-ı Kerim’i en iyi kim anlar?

Mevlana da bir dörtlüğünde
Bu canım var oldukça ben Kur’an-ın kölesiyim,
Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum.
Benden bundan başka söz nakledenler olursa,
Hem onu söyleyenden hem o sözden şikayetçiyim.
diyen Mevlana Kur’an-ı Kerim’i en iyi kimin anlayacağı sorusuna da: “Kur’an’ı Kerim’i yaşayan anlar” diye cevap vermektedir. Allah sevgisi ile dopdolu olan Mevlana şiirlerinde genellikle Kuran’daki kıssaları, emirleri, hükümleri kullanmıştır. Bunları nükteli bir şekilde işlemiştir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İbadette gösterişten uzak olmak

İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya bir ibadeti Allah’ın rızasını kazanmak için değil, insanların beğenisini kazanmak için yapmaya riya (gösteriş) denir. İbadetlerin geçerli olması için gösterişten uzak olması gereklidir. Diğer insanlarınbeğenisini Allah’ın beğenisinden üstün tuttuğumuz zaman Allah’a ortak koşmuş (şirk koşmuş)oluruz ki, en büyük günah budur. Peygamberimiz Müslümanlar için en çok korktuğuşeyin gizli şirk, yani gösteriş olduğunu belirtmiştir. (Tirmizi, Hudut).
Allah, Bakara suresi 264. ayette gösteriş yapanlar (riyakârlar) için şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hali, üzerinde az bir toprak bulunan bir kaya parçasının haline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır.”
Gösteriş çok değişik şekillerde olabilir: Bilgili desinler diye ilimle uğraşmak, dindar görünmek için ibadet etmek, cömert desinler diye zekât ve sadaka vermek gibi. Benzer davranışların ortak özelliği, dindarlık ve dürüstlük görüntüsü altında insanlar arasında çıkar sağlamak, şan ve şöhrete ulaşmak arzusudur. Bu amaçlarla yapılan salih amellerin ve ibadetlerin, Allah katında hiçbir değeri yoktur. Gösteriş yapan insanlar, diğer insanlar arasında da sevilmezler ve saygı görmezler.
Gerçek Müslüman, ibadetini reklam ederek yapmaz. Gösterişten uzak ve gizlice yapar. Yoksullara, ihtiyaç sahiplerine bir şey verdiğinde “sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak kadar gizli” verir ki, Peygamberimiz böyle kimselerin kıyamet gününde özel olarak ödüllendirileceğini (Müslim, zekât) bildirmiştir. O hâlde ibadetlerimizde ve günlük yaşantımızda Allah’a ve insanlara karşı samimi davranarak gösterişten uzak durmak; mümkün olduğu kadar ibadetleri gizli yapmak, Allah’ın rızasını insanların övgüsünden ve benzeri çıkar düşüncelerinden üstün tutmak gerekmektedir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 3 (Hazırlayan: M. Sadık Arslan)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Kadere inanmanın ne tür faydaları vardır?

Kader ve kazaya inanan kimse elinde olmadan karşısına çıkan sıkıntı ve felaketlere karşı bunalıma düşmez. Bunun Allah’ın takdiri olduğunu bilir, sabreder ve ona sığınır. Kendi hatası ile karşılaştığı durumlarda ise pişman olur, yanlış tutum ve davranışlardan vazgeçer. Ümitsizliğe düşmez, Allah’tan yardım diler. Çalışmak, çabalamak lazımdır. Kader ve kısmetim ne ise o olur deyip işlerimizin gereğini yapmamanın, işlerimizi oluruna bırakıp tembellik yapmanın dinimizde yeri yoktur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 3 (Hazırlayan: M. Sadık Arslan)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İbadet etmek zorunlu mudur?

İnsanlar kendisine yapılan en ufak iyiliğe bile teşekkür eder. Atalarımız “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” demiştir. Oysa Allah’ın bizim üzerimizdeki nimetleri sonsuzdur. Yüce Rabbimiz “Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz” (Nahl suresi, 18. ayet) buyurmuştur. Allah’a şükretmenin en güzel yolu ibadet etmektir.
Peygamberimiz gelmiş ve gelecek tüm günahları bağışlandığı halde geceleri ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi. Sebebi sorulduğunda “Rabb’ime şükredici bir kul olmayayım mı?” cevabını vermişti (Buhari, Teheccüd, 6). Zaten yaratılışımızın ve dünyaya gelişimizin asıl gayesi Allah’ı tanımak ve ona ibadet etmektir. Allah’ımız şöyle der: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat suresi, 56. ayet). İbadetler bedenle yapılan ibadetler (namaz gibi), mal ile yapılan ibadetler (zekat gibi), hem mal hem beden ile yapılan ibadetler (hac gibi) 3 çeşittir. Bizi yaratan, nimetleriyle yaşatan, her şeyimizi borçlu olduğumuz Allah’a şükran borcumuzu ibadet ederek ödemeye çalışırız.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 3 (Hazırlayan: M. Sadık Arslan)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).