Fetret ehli için İslam alimleri nasıl yorumlarda bulunmuştur?

Haricî, Şiâ ve Eş’arî mensupları insanların dinî yönden sorumlu tutulmasını peygamber davetinden haberdar olma şartına bağladıklarından “fetret ehlinin” âhirette kurtuluşa ereceği ve cennete gireceği görüşündedirler. Ebû Hanife, Mu’tezile ve Mâtüridî gibi itikadî ekollerin temsilcileriyle bu ekollere bağlı olan diğer kelam bilginlerine göre, fetret ehli, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, ayrıca akılla bilinebilecek olan iyi filleri yapmak ve kötü fiillerden kaçınmakla yükümlüdür. Bu sorumluluğu yerine getirenler kurtuluşa erecek, getirmeyenler ise cezaya muhatap olacaklardır. Selefiyye düşüncesini benimseyen âlimler ise fetret ehlinin durumu, yapılacak bir imtihandan sonra belli olacak derler. Bu durumda aklî melekesi yerinde olmayanlarla geç bir yaşta davete muhatap olanların mazereti kabul edilecek, diğerleri ise fiillerine göre sorumlu olacaklardır.
Kaynak: Diyanet Web Sitesi’ndeki dini kavramlar bölümündeki “Fetret” açıklamasından derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 22/11/2010).

 


Selefiyye, Haricî, Şiâ, Ebû Hanife, Mu’tezile, Mâtüridî ve Eş’arî ekol ve düşüncelerinin insanları dinî yönden sorumlu tutmasının temel nüansı nedir?

Haricî, Şiâ ve Eş’arî mensupları insanların dinî yönden sorumlu tutulmasını peygamber davetinden haberdar olma şartına bağladıklarından “fetret ehlinin” âhirette kurtuluşa ereceği ve cennete gireceği görüşündedirler. Ebû Hanife, Mu’tezile ve Mâtüridî gibi itikadî ekollerin temsilcileriyle bu ekollere bağlı olan diğer kelam bilginlerine göre, fetret ehli, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, ayrıca akılla bilinebilecek olan iyi filleri yapmak ve kötü fiillerden kaçınmakla yükümlüdür. Bu sorumluluğu yerine getirenler kurtuluşa erecek, getirmeyenler ise cezaya muhatap olacaklardır. Selefiyye düşüncesini benimseyen âlimler ise fetret ehlinin durumu, yapılacak bir imtihandan sonra belli olacak derler. Bu durumda aklî melekesi yerinde olmayanlarla geç bir yaşta davete muhatap olanların mazereti kabul edilecek, diğerleri ise fiillerine göre sorumlu olacaklardır.
Kaynak: Diyanet Web Sitesi’ndeki dini kavramlar bölümündeki “Fetret” açıklamasından derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 22/11/2010).

 


Dini literatürde “fetret” nedir?

Sözlükte “gevşeme, gücünü ve te’sirini kaybetme” manasına gelmektedir. Dînî literatürde ise bir peygamberin ölümü ile diğerinin zuhuru arasında geçen zaman dilimine denir. Bu kavram daha çok Hz. İsa ile Hz. Muhammed (a.s.) arasında geçen tebliğsiz dönem ile yine Hz. Peygambere nazil olan “Alak” sûresinin ilk âyetlerinden “Müddessir” sûresinin başındaki âyetlerin inişine kadar vahyin geçici bir süre için kesilmesi anı için kullanılmıştır. Her iki anlamda da peygamberlik zincirinde süreklilik ve benzerlik arz eden tebliğ ve davetin belli bir süre için kesintiye uğraması anlaşılmaktadır. Peygamberler tarihi incelendiğinde hangi dönemde ne kadar yıl ve süre nübüvvet zincirinde kesinti olduğu net olarak bilinmemektedir. Ancak Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında yaklaşık 600 yıl gibi bir süre geçmiştir. Böylece Hz. Peygamber’in bi’seti öncesi dönemde yaşayan bazı insanların hanif inancı üzerine, yani Hz. İbrahim’in dinine bağlı olarak yaşadıkları bilinmektedir.
İster İslâm öncesi dönemde, ister İslâmî devirde yaşamış olsun, peygamber davetinden haberdar olmayanların dinî sorumluluğu hususunda kelâm bilginleri başta olmak üzere bütün İslâm müctehidlerince farklı yorumlar yapılmıştır.
Haricî, Şiâ ve Eş’arî mensupları insanların dinî yönden sorumlu tutulmasını peygamber davetinden haberdar olma şartına bağladıklarından “fetret ehlinin” âhirette kurtuluşa ereceği ve cennete gireceği görüşündedirler. Ebû Hanife, Mu’tezile ve Mâtüridî gibi itikadî ekollerin temsilcileriyle bu ekollere bağlı olan diğer kelam bilginlerine göre, fetret ehli, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, ayrıca akılla bilinebilecek olan iyi filleri yapmak ve kötü fiillerden kaçınmakla yükümlüdür. Bu sorumluluğu yerine getirenler kurtuluşa erecek, getirmeyenler ise cezaya muhatap olacaklardır. Selefiyye düşüncesini benimseyen âlimler ise fetret ehlinin durumu, yapılacak bir imtihandan sonra belli olacak derler. Bu durumda aklî melekesi yerinde olmayanlarla geç bir yaşta davete muhatap olanların mazereti kabul edilecek, diğerleri ise fiillerine göre sorumlu olacaklardır.
Hz. Peygamber’in nübüvveti ile onun tebliğ ettiği İslâm dininin son ve evrensel olması dikkate alındığında Hz. Peygamberin döneminde ve sonrasında sorumluluğu tamamen ortadan kaldıracak bir fetret söz konusu değildir. Hz. Peygamber sadece Hira’da başlayan vahyin biraz gecikmesiyle vahyin kendisinden uzaklaşmış olduğu hissine kapılmış ve o yüzden küçük bir manevî üzüntü çekmiştir. Bu durgunluk devri kısa bir süre sonra “Müddessir” sûresinin vahyi ile sona ermiştir. Hz. Peygamber’den sonra da bir fetret söz konusu değildir. Zira insanlık, İslâm vahyinden asla uzak kalmamıştır
Kaynak: Diyanet Web Sitesi’ndeki dini kavramlar bölümündeki “Fetret” açıklamasından derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 22/11/2010).

 


İnsan haklarına sahip çıkılıp korunmadığı takdirde ne gibi olumsuzluklar yaşanır?

İnsan, değeri korunmayan bir varlık durumuna düşer.
İnsan onuruna yakışmayan cezalar verilebilir.
Özel yaşama ve aile yaşamına saygı gösterilmez.
İnsanların inanç, ibadet ve vicdan özgürlüğü ortadan kalkar. Vatandaşların siyasi hak ve özgürlükleri kalmaz.
Bu olumsuzluklar daha da çok artırılabilir. Netice olarak her insan ve fert, insanca yaşayabilmek için, öncelikle kendi haklarına sahip çıkmalı, sonra da din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin de her insanın sahip olduğu temel haklara saygı duymalıdır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Evlilik nedir?

Evlilik bir erkekle kadının hayat boyu beraber yaşamaları için yapmış olduklarıakittir. Evlilik tabii bir ihtiyaçtır. Çoğalma ve neslin sağlıklı açıdan devam etmesinin bir şartıdır. Tarihin bütün dönemlerinde evlilik kutsal bilinmiş ve önemsenmiştir. Toplumun inanç ve kültürüne göre de belirli esas ve şartları da oluşmuştur.
Evlilik dinler tarafından da önemsenmiştir. Hem beşeri hem de ilahi dinlerde bazı farklılıklar olsa da evlilik bütün dinlerce teşvik edilmiştir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İslam dininde eşlerin birbirlerine olan görev ve sorumlulukları nelerdir?

İslam dini kadın ve erkeğe ayrı ayrı haklar ve sorumluluklar vermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde “Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır” (Riyazus Salihin c1, s318) buyurmuştur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Kadının görev ve sorumlulukları nelerdir?

Kadın, kocasına sevgi ile bağlanmalı, ev idaresinde ona yardımcı olmalı,
Tutumlu olmalı, kocasının kazandıklarını israf etmemeli,
Kadın, kocasına sadık olmalı ve namusunu korumalıdır.
Peygamberimiz (s.a.v.) “Kadın beş vakit namazını kılar, ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, kendisine: Hangi kapısından istersen cennete gir denir ” (250 hadis, s 186) buyrulmuştur.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Kocanın görev ve sorumlulukları nelerdir?

Koca, eşine sadık olmalı, onu aldatmamalıdır.
Erkek, ailesinin ihtiyaçlarını helal yönden temin etmeli.
Erkek, hanımına nazik ve yumuşak davranmalı.
Peygamberimiz (s.a.v.): “Sizin en hayırlınız, kadınlara karşı en iyi davrananızdır” (Riyazus Salihin c1, s 320) buyurarak kocanın karısına karşı yumuşak davranması gerektiğini öğütlemiştir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2 (Hazırlayan: İlhami SAZAK)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

İslam’da Bilginin Kaynakları

Bilgi; öğrenme, araştırma, gözlem veya deney yoluyla elde edilen, insan zekasının ve çalışmasının sonucu ortaya çıkan üründür. Gündelik, dinsel, bilimsel bilgiler gibi farklı türleri vardır. İslam’a göre doğru bilgiye akıl, vahiy ve duyularla ulaşılabilir.
İslam’da Bilginin Kaynakları;
Akıl,
Vahiy,
Duyular.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 4 (Hazırlayan: M. Sadık ARSLAN)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Havanitü’l- Vernakin nedir?

Bazı kitapçı dükkanları (Havanitü’l- Vernakin) ilim faaliyetleri için kullanılmıştır. Cahız gibi bir çok bilgin bu dükkanlardan kiralayıp araştırma yaparlardı.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Mesleki Açık Öğretim Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 4 (Hazırlayan: M. Sadık ARSLAN)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).