Doğrudan doğrulama nedir?

Herhangi bir nesnenin belirtilen yerde bulunuşunun gözlenmesi söz konusudur. Örn:”şu anda bu yazıyı okuyorum” önermesi doğrudan doğrulanabilen bir önermedir.

Bilginin kaynağı ile ilgili sorular nelerdir?

İnsanın elde ettiği bilgilerin kaynağı nedir?
Bilgilerimizin kaynağı akıl mıdır?
Bilgilerimiz, duyuma ve deneye mi dayanır?
Bilgilerimiz doğuştan mıdır?
Bilgilerimiz sezgiye mi dayanır?
Bilgi kuramının problemleri arasında, genel geçer doğru bilgi var mıdır? Sorusunun önemli bir yeri vardır. Bu soru birbirinden farklı cevapların verilmesine yol açmıştır. Bu cevaplar şunlardır:
Akla dayanan bilgi doğru bilgidir (Rasyonalizm, İnneizm (doğuştancılık), A Priorizm)
Deneye, tecrübeye dayanan bilgi doğrudur (Empirizm)
Fayda ve başarı sağlayan bilgi doğrudur (Pragmatizm)
Olgulara dayanan bilgi doğrudur (Pozitivizm)
Duyulara dayanan bilgi doğrudur (Sensüalizm)
Sezgiye dayanan bilgi doğrudur (Entüisyonizm)
İnsanın iç tecrübesinden elde ettiği bilgi doğrudur (Mistisizm, Egzistansiyalizm)
Vahye ve İmana dayanan bilgi doğrudur (Fideizm)
Saf fenomenlere dayanan bilgi doğrudur (Fenomenoloji)

Hedonizm (Haz Ahlakı) Nedir?

Kurucusu Aristippos’tur. O’na göre haz veren şey “iyi”,haz vermeyen “kötü”dür. İnsan sadece kendi yaşadığı hazzı bilebilir. Başkalarının hazzını bilemez. Bu nedenle evrensel ahlak yasası yoktur.

Nominalizm nedir?

Bu görüşü savunan filozoflar kavramların sadece nesnelerin adları olduğunu, asıl gerçek varlıkların ise tekil kavramlar “şu insan”,”bu ağaç”, “o ev” vb. olduğunu savunurlar.

Felsefe ve bilim arasında nasıl bir ilişki vardır?

Her iki bilgi türü de varlığı anlamaya yönelir. Basmakalıp bilgilerle yetinmez. Felsefe sorularıyla bilime yol gösterir, bilim ise sorulara cevap buldukça felsefenin yeni sorular sormasına neden olur. Her ikisi de eleştirel ve kuşkucu bir bakış açısıyla konularını ele alır. Her ikisi de akılcılığa dayanır. Felsefe bilimin konu, yöntem ve sınıflandırmalarını birer problem olarak görür ki bundan Bilim Felsefesi alanı doğmuştur. Farklılıkları ise:
· Bilim deney metodunu kullanarak tabiat kanunları bulmaya çalışır; oysa felsefe akıl yürütme yoluyla varlığı anlamaya çalışır.
Bilimsel bilgi teknoloji üretir; oysa felsefe bilgisi hiçbir fayda gözetmeden elde edilen bir bilgidir.
Bilimler parçadan yola çıkarak varlığı açıklamaya yönelirler; felsefe tümel bir bilgidir, varlığı bir bütün halinde ele alır.
Bilim varlığın özünden çok olaylar ve olgular arasındaki neden sonuç bağlarıyla ilgilenir ve nasıl? Sorusunu sorar? Felsefe ise varlığın özünü bilmek ister ve buradan yola çıkarak varlığa nedir? Sorusu sorar.
Bilimlerde ilerleme vardır ve ortaya atılan bir iddia ya çürütülür ya da ispatlanır. Felsefede ortaya atılan bir soru kalıcıdır ve hiçbir zaman kesin bir cevaba ulaşılamaz.

Estetiğin konusu nedir?

Eski Yunanca bir sözcük olan estetik duyumlamak, algılamak anlamındadır. Estetik güzellik felsefesidir. Güzel üzerine düşünme ve ne olduğunu araştırma etkinliğidir. Estetik, 18. Yüzyılda Baumgarten (1714-1762) tarafından kurulmuştur. Her ne kadar estetik bağımsız bir felsefe disiplini olarak iki yüz yıllık bir geçmişi gösteriyorsa da, aslında estetik problemler ile uğraşma daha ilkçağa kadar geri gider. Uzun bir geçmişe sahip olan estetik problemler özel bir ad altında toplanmamıştı. İşte, Baumgarten bu problemleri ortak bir ad altında toplayarak ona estetik adını vermiştir. Estetiğin görevi, bulanık ve karmaşık olan duyusal bilginin mükemmelliğini araştırmaktır. Duyusal bilginin mükemmelliği güzellik adını alır. Buna göre, estetiğin konusu güzelliktir. Estetiğin konusu içine yalnız güzellik ve estetik değerler girmez, sanat da girer. Çünkü sanatın amacı da sanat eserlerinde güzelliği ya da estetik değerleri ortaya koymaktır.

Felsefe açısından sanat nedir?

Sanat da felsefenin bir konusu, bir disiplinidir. Sanata felsefe açısından yaklaşım sanat felsefesini oluşturmuştur. Sanat felsefesinin temel sorusu, sanatın nasıl bir etkinlik olduğudur. Sanat felsefesi sanatın, beğenilerin, sanat eserinin özünü ve anlamını konu alır. Sanat felsefesi estetiğin bir bölümüdür. Yalnız insan etkinliği sonucu ortaya çıkan sanat ürünlerini değerlendirir. Estetik ise, sanatın yanında doğadaki ‘güzeli’ de kapsamına alır. Sanat felsefesinde, sanat eserlerinin nasıl oluştuğu üzerine değişik yaklaşımlar oluşmuştur. Bu yaklaşımlarım bazıları şunlardır.

Felsefe ve sanat arasında nasıl bir ilişki vardır?

Felsefe ve sanatın amaç ve yönelişleri bakımından benzerlikleri vardır. Her ikisi de evreni, tabiatı, insanı anlamaya çalışır. Her ikisinde de yaratıcılık ön plandadır. Her ikisinde de zorunlu olarak uyulması gereken bir metot bulunmamaktadır. Her ikisi de öznel bir bilgi türüdür. Her ikisi de tümel bilgileri hedefler. Farklılıkları ise Sanat bilgisi, sezgi ve yaratıcı hayal gücüyle elde edilen bir bilgi türü iken felsefe akıl yürütme yoluyla elde edilir. Filozofun amacı doğru bilgiye ulaşmakken sanatçının amacı güzele ulaşmaktır. Alışverişleri ise felsefe sanatı ve güzeli kendisine problem edinerek Sanat Felsefesi alanını doğurmuştur. Bununla birlikte her sanat dalının da dayandığı bir felsefi anlayış bulunmaktadır.

Felsefe bilgisi nedir?

Felsefe bilgisi evreni, varlığı, değeri ve benzer insan etkinliklerini bir bütün halinde anlama, bilme ve tümel bir açıklamaya ulaşma çabasının ürünü olan bilgidir. Felsefi bilgi bir bilme, anlama merakından doğar. Diğer bir ifadeyle felsefe insanın soru sorma faaliyetinin meydana çıkmasıdır. Onu diğer bilgi türlerinden ve bilme etkinliklerinden ayıran da soru sorma tarzıdır. Bilimsel bilgiye ulaşmayı sağlayan sorular bir sebep-sonuç ilişkisini bulmak için sorulan “…nasıl ?” veya “…neden ?” türündendir. Felsefe ise konusu olan tümel bilgiye ulaşmak için varlık, evren ya da bir insan etkinliği hakkında mahiyetini araştırır tarzda “…nedir ?” veya açıklama tarzında, bir sebebi açıklayabilmek amacıyla “…niçin ?” şeklinde sorular sorar. Örneğin anatomi, insanla ilgili olarak, onun nasıl olup da kendi başına çalışan bir varlık mekanizması olduğunu araştırır, felsefe ise insanla ilgili bu parçacı yaklaşım yerine onu tümel olarak sorgular ve “insan nedir ?” veya “insan niçin bir değer yargısına göre davranmalıdır ?” türünden sorular sorar. Bu soruların yanında “gerçeği bilmek mümkün müdür ?”, “Tanrı var mıdır ?”, “evrensel bir ahlak yasası mümkün mü ?” türünden, ama aynı tümel açıklama merakının ürünü olan soruları sorar.

Sürrealizm nedir?

Sürrealizm (Gerçeküstücülük) 1924’te, Fransız şair ve akıl hastalıkları doktoru olan Andre Breton tarafından ilkeleri ortaya konulan bir sanat akımıdır.

Sürrealizm, Dadaizmin akla, mantığa ve yerleşik kurallara isyan görüşünden hareket eden; bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata aktarmayı amaçlayan bir akımdır. Sürrealist sanatçılar, bilinçaltı düşüncelerin sanata aktarılmasında psikolojide yeni çığırlar açan Freud’un “psikanaliz kuramı”ndan geniş ölçüde etkilenmiş ve yararlanmışlardır.

Kaynak: Final Yayınları, LYS Edebiyat Bilgileri