Anonim şirketlerde denetçiler (Denetim kurulu)

Anonim şirketlerde denetim organı zorunlu organlardan bir tanesidir. Eksikliği şirket için bir
fesih sebebidir.  Denetçi sayısı bir veya birden fazla olabilir, ancak beşi geçemez. Birden çok denetçiler bir kurul oluştururlar.  Denetçilerin pay sahibi olmaları gerekli değildir.  Ancak bir denetçi bulunması halinde onun, birden fazla denetçinin varlığı halinde ise yarısından bir fazlasının T.C. vatandaşı olması gerekir.  Esas sözleşmede öngörülmediği sürece, mesleki bazı niteliklerin bulunması yüksek öğrenim görmüş olma ya da pay sahipliği gibi şartlar aranmaz.  Yönetim kurulu üyeleri aynı zamanda denetçi olamayacakları gibi, görevleri bitmiş olsa dahi ibra edilmedikçe, denetçi olarak seçilemezler. İflas, ağır hapis gerektirici veya haysiyet kırıcı bir suçtan dolayı mahkum olma, devlet memuru sıfatı taşıma gibi haller denetçilik ile bağdaşmayacağından seçilme engelidir.  Denetçiler genel kurul tarafından seçilir. Bu yetkinin başka bir organa devri mümkün değildir. Tedrici kuruluşta ilk denetçiler kuruluş genel kurulu tarafından atanır.  Esas sözleşme ile atanmaları caiz değildir.  Ani kuruluşta ise ilk denetçi ya da denetçilerin esas sözleşmede tayini şarttır. Genel kurul belirli konuların incelenmesi veya teftişi için gereğinde özel denetçi de seçebilir.
Denetçiler kuruluşta ilk defa bir yıl için seçilirler. Sonradan genel kurul tarafından en çok üç yıl için de seçilmeleri mümkündür.
Denetçilerin görev ve yetkileri:
Bilançonun kanun ve usulüne uygun olarak düzenlenmesini sağlamak ve bütçeyi denetlemek.
Şirket hesaplarını denetlemek.Bundan kastedilen, şirket işlemlerinden bilgi edinmek ve gerekli kayıtların düzenli tutulmasını sağlamak üzere defterlerin en az alti ayda bir kontrolü ve şirket defterleri ile kasa durumunun karşılaştırılması için şirket veznesinin en az üç ayda bir ve ansızın denetlenmesi ile şirket kasasında bulunması gerekli kıymetli evrakın şirket defterlerine uygulanarak kontrolüdür.
Genel kurul toplantılarına ilişkin kanun ve esas sözleşme hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek.
Yönetim kurulu tarafından ihmal edilmesi halinde, genel kurulu olağan veya olağanüstü olarak toplantıya çağırmak. Denetçiler, zorunlu ve acil hallerde de genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmakla yükümlüdürler.
Bilanço, kar ve zarar hesabı, kar dağıtımı önerisi ve yönetim kurulu raporu üzerindeki görüşleri bildiren bir raporu her yıl genel kurula sunmak.
Görev sırasında öğrenilecek noksanlık ve yolsuzlukları veya esas sözleşme hükümlerine aykırı hareketleri bundan sorumlu olanın üstünü oluşturan makama ve yönetim kuruluna, önemli durumlarda ise genel kurula bildirmek.
Pay, sahiplerine gerekli açıklamalarda bulunmak. Pay sahipleri, şüpheli gördükleri noktalara denetçilerin dikkatini çekebilirler ve gerekli açıklamayı isteyebilirler.
Genel kurul toplantılarında hazır bulunmak. Denetçiler ayrıca, görüşmeye ve oya katılmamak şartı ile yönetim kurulu toplantılarında da hazır bulunabilirler.
Denetçiler, genel kurul ve yönetim kurulu gündemine uygun gördükleri önerileri koydurabilirler.
Pay, sahiplerinin şikayetlerini incelemek.
Şirket kuruluşundaki yolsuzlukları araştırmak (ilk denetçiler için söz konusudur).
Genel kurulun yönetim kurulu aleyhine dava açmaya karar vermesi halinde şirket adına dava açmak. Aynı zorunluluk genel kurulun dava açmamaya karar verip de esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahiplerinin dava açılmasını istemeleri durumunda da söz konusudur.
Anonim şirketin fesih ya da infisahı halinde, tasfiye işlemlerini gözetmek.
Denetçiler görevlerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemelerinden doğan zararlardan, kusursuz olduklarını ispat etmedikleri sürece müteselsilen sorumludurlar.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”,  İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

İş Hukuku nedir?

Çalışma hayatını, işçilerin ve işverenlerin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen hukuk dalıdır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Açık Öğretim Lisesi “Hukuk 1 (Hazırlayan: Taylan ACAR)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Rehin cirosu

Rehin cirosu ile ciro eden, poliçede yerleşmiş olan hakkı ciro edilen kişiye rehnetmektedir. Rehin cirosu da ancak tam ciro şeklinde yapılır. Ayrıca, “bedeli rehindir” , “bedeli teminat içindir” şeklinde bir ibare de bulunur. Poliçeyi rehin cirosu ile alan kişi poliçeyi ciro etmek isterse, ancak tahsil cirosu ile devredebilir, temlik veya rehin cirosu yapamaz.
Tahsil cirosundan farklı olarak rehin cirosunda poliçeyi devralan, cirantanın temsilcisi değildir. Bu nedenle poliçeyi ciro edene karşı ileri sürülebilecek kişisel defiler kendisine karşı ileri sürülemez.
Ciro ile senedi devralan senetten doğan hakları kendi namına kullanır, senet borçlularına karşı kendi adına takip yapabilir.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması

Bir davada ispat yükü kendisine düşen taraf, iddiasını kanıtlamak için diğer tarafın tuttuğu defterlere dayanabilir. Taraflardan biri iddiasını sadece karşı tarafın defterleriyle ispat etmek istediğini beyan ederse, mahkeme karşı tarafa ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi için süre verir.
Karşı taraf, ticari defterlerini ibraz etmezse mahkeme defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının doğruluğu hakkında yemin verir. Kendisine yemin verilen taraf yemini kabul ederek yemin ederse, iddiasını kanıtlamış olur.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Hukuk nedir?

Toplum hayatında, kişilerin birbiri ile olan ilişkilerini düzenleyen ve yaptırım gücünü devletten alan, uyulması zorunlu olan düzenleyici kuralların tümüne hukuk denir. Hukuk, Kamu Hukuku ve Özel Hukuk olmak üzere ikiye ayrılır.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Açık Öğretim Lisesi “Hukuk 1 (Hazırlayan: Taylan ACAR)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).

Genel olarak şirketler hukuku

Türk Hukukunda şirket tipleri kanunla tespit edilmiştir. Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olan ticaret şirketleri Ticaret Kanunu’nun ikinci kitabında yer almışlardır. Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş şirket tiplerinden birine uymayan bir şirket söz konusu ise bu şirket Borçlar Kanununun 520. madde 2. fıkrası uyarınca adi şirket sayılır.
Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olan ticaret şirketleri 5 tiptir.
Bunlar:
Kollektif
Komandit
Anonim
Limited
Kooperatif şirketlerdir (TK.136).
Ticaret Kanununun 137. maddesi gereğince bu şirketler tüzel kişiliğe sahiptirler. Kişi topluluklarının tüzel kişiliğe sahip olması, onu meydana getiren kişilerden ayrı olarak haklar elde edip, borçlar yüklenebilmesi demektir. Tüzel kişiler; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak, ancak insana ilişkin olanlardan başka bütün haklara ve borçlara sahip olabilirler. Tüzel kişi organları aracılığı ile faaliyetlerini yürütür. Tüzel kişinin kendini oluşturan ortaklardan ayrı, kendine ait bir malvarlığı bulunmaktadır. Aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olan tüzel kişidir.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Ticari işletmenin rehni nasıl gerçekleşir?

Rehin için taşınırın rehin alana teslimini arayan Medeni Kanun hükümleri karşısında, ticari işletmenin bir bütün olarak rehni mümkün olamamakta idi.
Ticari işletme Rehni Kanunu ve ilgili diğer hükümlerle ticari işletme rehni düzenlenmiştir. Kanuna göre, ticari işletme rehninde, rehin veren ticari işletme sahibi gerçek veya tüzel kişi, rehin alan ise tüzel kişiliği olan ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi kurumları, kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişi kurumlar ve de kooperatiflerdir.
Ticari işletme rehni sadece ticaret unvanı, işletme adı, rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makine, araç, alet ve motorlu taşıt araçları, ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai hakları kapsar. Ticari işletmede taşınmaz işletme tesisatı ve varsa kiracılık hakkı rehnin kapsamına girmez.
Rehin sözleşmesi, ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresindeki her noter tarafından düzenlenir. Daha sonra da rehin alan veya verenin yazılı talebi ile ticari işletmenin, kayıtlı bulunduğu sicile tescil edilir.
Rehin hakkı bu tescil ile doğar. Tescil ile doğan rehin, üçüncü kişilerin korunması bakımından duruma göre tapu kütüğüne, sınai haklar siciline, maden siciline, nakil araçları siciline ve işletmenin şubesi varsa, şubenin kayıtlı bulunduğu sicile de tescil edilir.
Rehin tescil edildikten sonra işletme sahibi, işletmenin olağan faaliyetlerini sürdürebilmesi için her türlü işlemi yapabilir. Ancak işletmeyi ve rehin kapsamındaki bireysel unsurları devredemez, ayni hakla yükümlendiremez, yerini değiştiremez ve takas edemez. Tüm bu işlemler için alacaklının rızasına gerek vardır.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Ticaret unvanı nedir?

Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken kullandığı isimdir. Ticaret unvanı, taciri tanıtmaya ve onu diğer tacirlerden ayırt etmeye yarar. Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir.
Ticaret unvanı, çekirdek ve ek olmak üzere iki unsurdan oluşur. Asli unsuru çekirdektir. Ek kullanılması kural olarak zorunlu değildir.
Gerçek kişi tacirlerde ticaret unvanının çekirdek kısmı, kişinin kısaltılmadan yazılan ad ve soyadından meydana gelir.
Kolektif şirketlerde, ortaklardan en az birinin ad ve soyadı ile şirket türünü gösteren ibare, komandit şirketlerde ise komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadı ile şirket ve türünü gösteren ibare ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturur. Komandit şirketin ticaret unvanında komanditer ortakların ad ve soyadlarının bulunması yasaktır. Eğer buna aykırı olarak komandit ortağın adı ticaret unvanına konulursa, bu ortak üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi sorumlu olur.
Limitet, anonim ve kooperatif şirketlerin ticaret unvanının çekirdek kısmı, işletme konusu ile şirket türünü gösteren ibareden oluşur. Eğer bu şirketlerin ticaret unvanında bir gerçek kişinin ad ve soyadı ek olarak yer alırsa, şirketin türünü gösteren ibare kısaltılarak yazılamaz.
Amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernek ve vakıfların ticaret unvanı, kendi adlarının aynıdır.
Ticaret unvanında ek kullanmak kural olarak zorunlu olmamakla beraber, bazı hallerde ek kullanılması mecburiyeti vardır. Tacirin tescil ettirmek istediği ticaret unvanını daha önce tescil olunmuş unvanlardan açık biçimde ayırt etmeye yarayacak eklerin yapılması zorunludur. Bu zorunluluk, gerçek kişi tacirler bakımından aynı sicil dairesi için söz konusudur. Tüzel kişi tacirler ise, unvanlarının Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan bir unvandan ayırt edilmesini sağlamak için ek almak zorundadırlar. Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanı sadece sahibi tarafından kullanılabilir. Tescil edilmiş ticaret unvanları TK.54’e göre özel olarak korunur. Bu çerçevede, unvanı kanuna aykırı şekilde bir başkası tarafından kullanılan tacir, bu kullanmanın önlenmesini dava edebilir. Haksız olarak kullanılan unvan tescil de edilmişse, ilk tescili yaptıran tacir ikinci tescilin sildirilmesini ya da ayırt edici bir ek alınmasını ileri sürebilir. Eğer ticaret unvanının haksız olarak kullanılması bir zarara neden olmuşsa, kusurlu kişiden tazminat da istenebilir. Mahkeme ayrıca, davayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de yayınlanmasına karar verebilir. Ticaret unvanına ek yapma zorunluluğu, şube halinde de söz konusudur. Ayrıca tasfiye haline giren şirketlerde üçüncü kişileri bu durumda haberdar etmek üzere ticaret unvanına “tasfiye halinde” ibaresi eklenir.
«Türk», «Türkiye», «Cumhuriyet» ve «Milli» kelimelerinin ticaret unvanında yer alması için Bakanlar Kurulu’nun izni gerekmektedir.
Üçüncü kişilerde yanlış izlenim uyandırabilecek veya kullanılması yasak olan ekleri içeren ticaret unvanları tescil olunamaz.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Tellal kimdir?

Bir ücret karşılığında bir anlaşma fırsatı göstermek veya sözleşmenin yapılmasında aracılık etmek üzere tayin edilen kimsedir. Kısacası, tellal iki tarafı bir araya getirir. Tellal her iki tarafla da anlaşma yapan ve bunlardan ücret alacak olan bir aracıdır. Dolayısıyla tarafsız olmalı ve her iki tarafın da haklı çıkarlarını hakkaniyete uygun bir denge halinde korumalı, bir tarafı. diğer tarafa oranla daha avantajlı bir duruma getirmemelidir. Genel olarak tellallık Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.
Ticaret Kanununda ise ticaret işleri tellalına ilişkin hükümler yer almıştır. Kanunun 100. maddesinde tellal “taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere ilişkin mukavelelerin yapılması konusunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanmıştır.
Kaynak: Prof. Dr. Veliye Yanlı, “Ticaret Hukuku Ders Notları”, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Kurs Notları, 2009.

Hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması

Hak ve hürriyetler sınırsız değildir. Anayasamıza göre, hak ve hürriyetler ülke bütünlüğünün, ulusal egemenliğin, cumhuriyetin, kamu düzeninin, milli güvenliğin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacı ile ve ancak kanun ile sınırlanabilir.
Kaynak: Milli Eğitim Web Sitesinde Yer Alan “Açık Öğretim Lisesi “Hukuk 1 (Hazırlayan: Taylan ACAR)” Ders Notlarından Derlenmiştir (Ziyaret Tarihi: 01/02/2010).